Siz hiç enkaz altında kaldınız mı? Kopkoyu bir karanlığın içinde acılar içinde kıvrandınız mı? Bir kul nidası yada bir kazma sesine kulak kabartıp ha geldiler ha gelecekler diye umudu ekmek . umudu su yaparak tükettiniz mi?

Sevdiklerinizi tonlarca beton ce çelik yığınının altında iken veya evinizin çatısında ailenize sarılıp sel sularının yükselişini çaresizlik içinde seyrederken yada bir kefen misali beyaz ölüm onları sarmış iken , bir şeyler yapamamanın derin acısıyla kahroldunuz mu?

Beklemek zordur . Dakikalar saat , saat ler gün , günler ay olur.

Sonra onlar gelir !

Çatıda dua eden babanın ve annenin yakarışı ‘’ Şükür Allah’a kurtulduk ‘’ diye sonlanır. Enkaz üzerinde dolaşan ve bir noktada buldum der gibi havlayan arama köpeğinin sesi yada arama cihazının komuta eden SAR teknisyeninin müjdesi acı içinde tarumar olan gönül bahçelerinde çiçekler açtırır. Ölümle yaşam arasında sıkışıp kalan hayatlara bir yol açmak için kazar durur bir yandan Azrail diğer yandan SAR gönüllüleri.

Gün geceye gece güne ağar. Kazma ve kırıcı tıkırtıları ile arada bir SAR gönüllülerinin tam da dalmak üzere iken ölüm uykusundan caydıran sesinden başka karanlık ve acı vardır orada.

Gündelik hayatımızda değerini bilmediğimiz pek çok şeyin hatırlandığı anlardır o anlar; Zifiri karanlığın içinde görmek istersiniz gökyüzünü , hissetmek istersiniz Güneşin sıcaklığını , Duymak istersiniz kuşların ve insanların sesini ; Yürümenin ve koşmanın ne büyük bir nimet olduğunu orada anlarsınız.

Tutabilir misiniz bir defa daha çocuklarınızın elinden , duyabilir misiniz onların babacığım , anneciğim diye şakıyan dillerinden dökülen ve ruhunuzu okşayan seslerini , hissedebilir misiniz bir defa daha kokularını ve yanağınıza kondurdukları öpücüğü?

Ne yaparlar babasız , annesiz . Ne yer , ne içerler . Kim itina ile tarar saçlarını Geceleri üstleri açıldığında kim örter ve ağladıklarında kim şefkatle basar bağrına . Hiç tanımadığınız birileri kaybetmekte olduğunuz hayatı ve hayata dair yaşadıklarınızı size geri verebilmek için emanet edecek canlarını ölüm meleğine ve sizin için katlanacaklar onca çileye?

Yazın sıcağında , kışın soğuğunda ,yağmur ve kar altında , günden geceye geceden güne , durmadan dinlenmeden sürecek amansız bir mücadele başlayacak . Dinar ın , Kaynaşlı nın , Erciş in soğuğu izin vermez çadırda bile birkaç saat dinlenmeye .Ateşler yakılacak ve başında bağdaş kurulup güya güç toplayacak dinlenmeye gelen SAR gönüllüleri.

Sıcağın ve nemin etkisiyle terle karışan toz toprak çzmurlaşıp yapışacak SAR gönüllülerinin sırtlarına. Sinecek vücutlarının her zerresine ölümün ağır kokusu da aylarca terk etmeyecek onları. Yaşadıklarından sonra evlerinde pişen yemekteki etin kokusuna dahi tahammül edemeyecekler. Geceleri hayal dahi edemeyeceğiniz kabuslar içinde bölünecek uykuları. Sinir sistemleri bozulacak ve asabi bir ruh hali içinde belki ailesini bile incitebilecek davranışlar sergileyebilecek ve sonuç boşanmaya kadar gidebilecektir.

SAR Gönüllüleri hiç tanımadıkları insanların hayatlarını kurtarmak için kendi canlarını Azrail’e emanet eden insanlardır. SAR lar sıcakta , yağmurda ve karda zaman mefhumu tanımaksızın hangi şart da ve koşulda olursa olsun bu uğurda gelecekteki yaşamlarını riske atan insanlardır.

İcra edilen her görev vücutlarında ve ruhlarında tamir edilemeyecek izler bıraktı. Karanlığa açılan tünellerde cana ulaşmak için alınan cansız bedenlerin feci görüntüleri ve ailelerin feryatları ruhlarında

derin yaralar açtı. Kaybedilen binlerce can için elem yumakları oluştu yüreklerinde de yetmedi kurtardıkları insanların ailelerinin sevinç çığlıkları ilmek olup çözmeye….

Umutların tükendiği acıların dayanılmaz bir hal aldığı ve ölümün adeta arzulanırcasına beklendiği bir anda ortaya çıkan ve kararan dünyaları güneşin ışığı ile aydınlatan , sıcacık bir dokunuşla tutup hayata yeniden merhaba dedirten ve bu kurtuluşla onların çocuklarının ve yakınlarının yüzlerini güldüren , kim bilir belki de hayatın bataklıklarında kaybolup gitmelerine mani olacak ikinci bir şans elde etmelerine vesile olan bu insanlar kimlerdi?

Yaşam Tanrı ‘ nın bizlere bahşetmiş olduğu en yüce değerdir. Biz SAR ‘ lar Bu değere sahip çıkmak , onun için mücadele etmek ve bu uğurda kendi canımızı bile hiçe sayarak çalışmaktan her zaman gurur duymuşuzdur. Başkalarının hayatı için kendi hayatlarını Tanrı ‘ ya emanet etmeyenler KURTARMANIN ve KURTARMACININ değerini bilemez. Tonlarca enkazın içinde açılan tünellerde yada ağır hasarlı binaların içinde artçı sarsıntılara yakalanıp ölümü iliklerine kadar hissetmeden afetzedelerin ‘’ SİZDE ÖLECEKSİNİZ BIRAKIN BENİ NE OLUR GİDİN ‘’ diyen haykırışını veya enkaz çevresinde umutla bekleyen yakınlarının yalvarışını ve feryatlarını duymayan , bunu yaşamayan ve ölümü yanlızca mezarlıktan geçerken yada sela verilirken hatırlayanların SAR gönüllülerinin önemini idrak etmesi beklenemez.

Dünyadaki hiçbir değer insan hayatından önemli değildir. Kaybedilen parayı yeniden kazanırsınız. Yıkılanın kırılanın veya bozulanın yerine yenisini yaparsınız.

FAKAT HAYATI GERİ GETİREMEZSİNİZ

DİLERİZ GÖRMEYEN GÖZLER , İŞİTMEYEN KULAKLAR VE HİSSETMEYEN GÖNÜLLER BİRGÜN BİZLERİ FARK ETMEK ZORUNDA KALMAZ

BİZLERİN ÖDÜLÜDÜR HAYATA TEKRAR MERHABA DİYENLERİN TEŞEKKÜRÜ

KURTARILMASINA VESİLE OLDUĞUMUZ HER CAN , HER BEBEK , HER ÇOCUK , HER ANNE-BABA , HER GENÇ KIZ VE ERKEK ONUR NİŞANIMIZDIR..

SEN YOKSAN BİR KİŞİ EKSİĞİZ DEMEKTİR.

 

Osman ÖZÇAM

GNL.BŞK.

KAKEB-DER.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.